17 Kasım 2009

bana sorunlarını anlatıyorsun ya hani, ben dinlemiyorum. dinliyormuş gibi yapıp dinlemiyorum, valla ne yalan söyleyeyim çok sıkılıyorum. üstelik senin için hiç üzülmüyorum, üzgünüm. çünkü sikindirik sorunların çoğu zaman gerçekten beni zerre ilgilendirmediği gibi, ola ki ilgilendirdiyse bile uğruna üzülmeye değmeyecek derecede dandikler. öyle böyle değil. sen, sen, bütün senlere söylüyorum, hiçbir senin anlattığı sorunları sorun etmiyorum, bütün senlerin mi aynı boktanlıkta sorunları olur? sorun, sorun, siz onu gelin bir de bana sorun. hele sen, hele ki 3. sınıf bir aşkın acısını yaşayan sen, sana hiç acımıyorum, hatta itiraf edeyim, seviniyorum senin için, için için. şimdi böyle terk edilmeseydin sıradan ötesi bir aşkın içinde debelenip bir de onu matah bir şey zannedecektin utanmadan? evet, utanmadan böyle yapacaktın, gittiği yere kadar. sana sevgi dolu, banaysa sadece aptalca gelen küçük detayları anlatıp duracaktın. bu şekilde zavallıca yaşamaya devam edecektin. işte bu yüzden sen de sevinmelisin için için. anlamsızca mutlu kalmaktan, olur ya belki kurtulabileceğin için.

ya ama işte nolursa olsun, sorunların beni hiç mi hiç etkilemiyor. içimde merhamet falan uyandırmıyorsun. bu kadar utanmazca kendini önemsediğin için üstelik, beni sadece kızdırıyorsun. bu kadar utanmazca, bu kadar arlanmazca kendini önemsediğin için, ve bunu bu kadar utanmazca, bu kadar arlanmazca yaptığın için; öyle özeniyorum ki sana, beni sadece kızdırıyorsun.

16 Kasım 2009

kısacası bu zaman başka zaman,

canım arkadaşım osman!

22 Ekim 2009

hep kendimi yazdım, kendimi anlattım, hep kendimi konuştum. yıllar yılı aynı şeyleri sevdim durdum (zaten azdılar). hep korktum. hasta olmaktan, hastalıktan. izlediğim filmleri tekrar izledim. korktum. okuduğum kitapları tekrar okudum. korktum. aynı hastalıklardan tekrar korktum. hastanelere gittim, hiç hastalığım çıkmadı, öyle oldukça ben hastalıklardan daha çok korktum. belki gerçekten bir hastalığım olsaydı, gerçek bir hastalık, sadece bir tane, korkacak tek bir şeyim kalırdı; böyle çok, böyle fazla şeyden korkmazdım, ihtimalleri hesaplayıp durmazdım, hesaplanamayan ihtimalleri yok sayardım. hiç hastalığım çıkmadı ve ben hep korktum, hep aynı şeylerden. hep aynı şeyleri sevdim ve hep aynı şeylerden korktum. belki sevdiğim şeyleri değiştirseydim bu kadar çok, bu kadar fazla korkmazdım -hep aynı kalmaktan. hep aynı satırları okuyup, hep aynı korkuları yaşamaktan. belki de ben fazla olumsuzum, belki de siz fazla olumlusunuz. ya da dedikleri gibi "durmadan suçlusunuz, durmadan suçlusunuz, durmadan suçlusunuz."